« Önceki |

03-12-2009

yaşamak


ya ölüm ya ölüm
deyip
sarhoşluğuna öfkemi
sığdırdığım
sen değil misin

bırak kûn fe yekûn olsun
zemherinde
buz tutsun serim

ben ki arşa çıkacak
küfürler yoldaşıyım
yırtılmış mezar taşlarına düğüm

ve
çözüp
hayalkırıklıklarının şifresini
boşluğuna yürüdüğüm


sacide bayraktar sezgenç

03-12-2009

göçebe öpüşler


gecenin bereketli kahkahasında 
yağmur şafağı güdüyordu
aklın örtüsünü devşirdi aşk

söz ateşi
o ferah soytarı
yalıyordu beyaz patika kelebeğinin
kanatlarını

kirpiklerinin çölünden
kervanlardı geçen
iç çekişleri
su sıçratıyordu yük delisi yanaklarına

kabuğundan soyundu sır
evren döküldü 
Sirus' a kadar
can çatılarına
deliliğin uygunsuz kokusunu kuşandı

göçebe öpüşlerin
kalemi kırıldı dudaklarında


sacide bayraktar sezgenç

30-11-2009

Dali Modigliani Cézanne ve sığmayan

dar kapısını araladı
kristal manastırının
geçmiş yüzyılın ressamlarına
yaratışın özbeöz
havasıdır soluduğu
atölyenin kirli camlarında

bu açan en krımızı gül
en mavi boşlukta
bir elinde al uçlu kılıç
diğeri reçine kokusu sinmiş
çengel bıyıklarında

boşvermiş ve yakışıklı yüzü
kadınlarının 
sarı firketeye takılı hüznünde
pul pul
son bulur nefesi alkolün buğusunda

sevişin ve sevmeyişin
dışında dolanıyor usta
ağır işçi
yansız bakışlarıyla
soyuyor örtüsünden
varlıkları
sancısını boyuyor çamlarında

çıkmak için insan içine
en çok kirpiklerini bırakıyor
sonra
sonra dil' e bağ canını
kımıldıyıveren her nefeste
çoğun yer bulamadı
hoş gönlüde yoktu yerleşmeye
bedenini yurt seçip kendine sığındı

dar kapısını kapattı
kristal manastırının
geçmiş yüzyılın ressamlarıyla
anlamak üzerine konuşuyorlar günlerdir
alkol terebentin ve yansızlık
dökülmekte şövaleden

söyleyişler ışığıdır kırılmakta satıraralarında



sacide bayraktar sezgenç

27-11-2009

kayıp ruhlar baladı



gözalıcı aynalara
kaldırır
şarlatan kadehini

cam çanaklarda
kömür katranı merhemler
çalar kırçıl karanlığına

loş odaların 
aşkla taçlanmamış
dilencisi

fena çırpınır

kuştüyü sedirlere
çağırır ufuksuz falının
baharat kokulu falcısını

kan ve leştir soluğundan
kokladığı
bilmem hangi sırlarıdır
kayıp
bilmem hangi kayıpların
edası
yerleşmiş
günartığı bedenine


sacide bayraktar sezgenç

23-11-2009

uçmak ile çakılmak arasında


uçmak ile çakılmak arasında 
geçti zaman
eğlenceli bulurdum çocukluğumda köpekleri
basbayağı yanlış saatte doğurmuş beni anam
geç mi erken mi soruları arasında
geçti zaman

ey bellek unuttur ağzımda
çiğnediğim bardak tadını
dolaplarından un boşalan
toprak damlı odaları

sönmeyen ateşini tandırın
kazanlarından
sütten yanmış kollarında
peynir sağan kadınları

bu yüzden uyumsuzdum yeryüzü sofralarına
koleksiyonumdan çıkarıp yıldızları
katlandım şehrin yalnızlığına 


sacide bayraktar sezgenç